Cumhuriyet gazetesinin 6 Nisan 2026 tarihli ‘’Dağıtım bedeli onların cebine gidiyor: Yurttaş elektrik faturasını kime ödüyor?’’ başlıklı haberinde, Elektrik Mühendisleri Odası’nın (EMO) yaptığı hesaplamalarla elektrik faturalarındaki dağıtım bedellerindeki büyük artışa dikkat çekildi.
Yeni Akit Gazetesi’nde yazıları yayımlanan Ali Karahasanoğlu, Cumhuriyet’teki haberde kullanılan şu ifadelere değindi: ‘’Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 4 Nisan’da yüzde 25 olarak açıkladığı konut elektrik zammının arka planında, fatura yapısını derinden değiştiren bir tablo var. EMO hesaplamalarına göre aynı tüketim için ödenen paranın yüzde 74,8’i artık dağıtım şirketlerinin kasasına giriyor.’’
Karahasanoğlu, haberdeki bilgilerin doğruluğuna dair herhangi bir itirazda bulunmazken, elektrik faturalarında sunulan sübvansiyon konusunun ele alınmamasını eleştirdi.
‘HÜKMÜ’ AKİT VERDİ
Bunun yanı sıra yazısında, ‘’Şimdi Cumhuriyet gazetesi mi cevap verir yoksa Elektrik Mühendisleri Odası mı cevap verir bilmiyorum’’ ifadelerine yer vererek, Cumhuriyet ve gazetemizin Ekonomi Servisi’ndeki editörlerden Çağrı Kubilay Avcı’yı açıkça hedef gösterdi. Karahasanoğlu, editörümüze yönelik çirkin bir benzetme yaparak, ‘’tilki’’ ifadesini kullandı ve ‘’Mühendis olmanıza gerek yok, köydeki bakkal amcaya sorsanız sizi sopayla kovalar’’ şeklinde sözlerle gazetenin itibarına saldırıda bulundu.
Karahasanoğlu’nun yazısında, ‘’hakaret edip’’ ifadesiyle Cumhuriyet’i ‘’hedef’’ alması, AKP destekçisi medyanın geldiği durumu gözler önüne serdi.
ALMANYA İLE KIYASLADI
Haber, ‘’elektrik faturalarındaki dağıtım payının ne denli yüksek olduğuna’’ vurgu yapmak amacıyla yazılmışken, Karahasanoğlu tarafından ‘’elektrik faturalarının yüksek olduğuna yönelik yapılmış olarak lanse ediliyor’’ denildi. Bu bağlamda Türkiye’nin asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı durumu, Almanya ile karşılaştırılarak eleştirildi.
Yazar, ‘’Almanya kadar zengin bir ülke dahi, elektrik tüketimine bir sübvanse yapmıyor iken. Almanya’ya göre sanayileşmede, kalkınmada, zenginleşmede çok gerilerden gelen Türkiye’nin yaptığı desteği, milli geliri üç misli olan o ülke yapamıyorsa’’ şeklindeki ifadeleriyle dikkat çekti. Bu durumun, 12 Eylül 1993’te ‘’Beklenen Vakit’’ adıyla kurulup, isim değişiklikleri ile 33 yıldır yayın yapan bir gazetede yer alması ise dikkat çekiciydi.
KULLANILMAYAN İFADELER HEDEF OLDU
Türkiye, dünyadaki en yüksek faiz ve enflasyon oranlarına sahip durumda. 2026 yılı itibarıyla asgari ücretin yoksulluk sınırının üçte birini bile bulmadığı, emekli maaşlarının ise beşte birinin altında kaldığı verilerle ortaya çıkıyor. Halkın bu şartlar altında yaşamasını göz ardı eden zihniyet, dar gelirliye yapılan ‘’halkın vergileriyle verilen desteğin’’ bile övgüye layık görülmesini istiyor. Bu durum, haberde kullanılan değil, kullanılmayan ifadelerin hedef haline gelmesiyle yeniden ortaya çıktı.
Kaynak: Cumhuriyet
