Beykoz Belediyesine yönelik sürdürülen “İhaleye fesat karıştırma” ve “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, üyelik ve yardım” soruşturmaları kapsamında 3’ü tutuklu toplam 26 sanığın yargılanma süreci devam ediyor.
Duruşma, Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde saat 11.30’da başladı. Duruşmada, tutuklu sanıklar arasında yer alan Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler ile Veli Gümüş ve Havva Dindar’ın yanı sıra tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da hazır bulundu.
KÖSELER’DEN ÇARPICI SAVUNMA
Duruşmada, Alaattin Köseler’in savunması dikkat çekti. Köseler, “Bu dava siyasidir” ifadesini kullandı.
Köseler, “Benim veremeyeceğim bir hesabım yok. Vicdanları yaralamayan hakkaniyetli bir karar çıkmasını yüce heyetinizden bekliyorum. 425 gündür, delilsiz ispatsız bir şekilde yatmam kimin işine geliyor? Vicdanlara sığmayan tutukluluk sürecimin sona ermesini diliyorum” şeklinde konuştu.
Alaattin Köseler’in savunmasından öne çıkanlar şöyle:
“425 gündür Silivri’deyim. Tek kişilik hücremdeyim. Siz tahliye kararı verdikten sonra Paşabahçe’de halkımla buluştum, siyasi konjonktür değişti. Bu nedenle tutukluluk kararı verildi. Bu dava siyasidir.”
“Sizin tahliye verdiğiniz gün 24 saat içinde ne değişti? 18. Ağır Ceza Mahkemesine soruyorum. Benim aleyhime tek bir delil mi var? Ben bugün iktidarın belediye başkanı olsam, o 18 bu tutuklama nedenlerini yazamaz. Çok istiyorlarsa er meydanı orada, sandığı kursunlar, çıkıp yarışalım. Mert olan sahaya çıkar, orada mücadelesini eder.”
“Benim veremeyeceğim bir hesabım yok. Vicdanları yaralamayan hakkaniyetli bir karar çıkmasını yüce heyetinizden bekliyorum. 425 gündür, delilsiz ispatsız bir şekilde yatmam kimin işine geliyor? Vicdanlara sığmayan tutukluluk sürecimin sona ermesini diliyorum.”
“250 bin kişilik ilçeyi yönetiyorsunuz. Burada konuştuğunuz kelimelerin kıymeti olmuyor, bu çok kötü bir duygu. Bütçeyi her zaman halk için kullanma çabasında oldum. Halkın aleyhinde bir işin içinde olmam. Beykoz’da görenler için çok şey oluyor. Onların hakkını her zaman koruyacağım. İçişleri, serbest kalan başkanları görevine iade etmedi. Tutukluluk bir tedbir. Bunun dışında da tedbirler var. Ben evimde halının üzerinde uyumak istiyorum.”
“BENİM KİNİM FALAN DA YOK”
“Beykoz imar konusunda problemli bir yer. Erdal Usturbeyli sizin huzurunuzda söyledi. Hep aynı firmalar teklif vermişler diyor. Savcı pres altında bu işleri yaptırıyor. O günkü ifadelerinden sonra savcılığın işlem yapmasına karar verdiniz. Daha sonra gidip okuduğumda anladım. Benim kinim falan da yok.”
“Ben verdiğim sözleri tutabilmek için çabalıyordum. İş yapmayıp oturan adam gördüğümde de görevden alıyordum. Seçim zamanı ben başaramamışsam halk da beni görevden alıyor. Abbas Gürdal ile ilgili belediye şirketinden Murat Gedik de var. 17-18 kişilik yönetim. Başka maaşlar da alıyorlardı. Görev değişimi yaptım, kestim. Ondan sonra konuşmaya başladılar.”
“Beni evrakta sahtecilikle suçluyorlar. Hani nerde o evrak? Dosyaları sürekli inceliyorum, görmüyorum. Üst yönetici sıfatıyla harcama yetkilisi değiliz. Eskiden vardı. Sayın Cumhurbaşkanımız bizi bundan kurtardı. Geçmişin ceremesini ben mi çekeceğim? Benim özel kalemle bir tane WhatsApp’ım yok. Telefonla konuşacağız tabi, dumanla mı haberleşeceğiz? Tape kaydı yok, para hareketi yok. Görüntü kaydı yok. Yok oğlu yok.”
“SEÇİMİ İLK KAZANDIĞIMDA SAYIN CUMHURBAŞKANININ BANA MEKTUBU VARDI”
“Ben Silivri’de kapıyı açsalar kaçmam, karar verilmedikten sonra. Benim yüzümden bu insanlar burada. Benim deniz kenarında nefes almamı hazmedemediler. 10 bin 200 saattir uğramadığımız iftira kalmadı. Ben böyle bir hainlik görmedim. Kulüp başkanlığı, belediye başkanlığı yapmışım. Çok istiyorlarsa er meydanı orada. Sandığı kursunlar. Farklı siyasi partiden aday olmuş insanlara, Beykoz halkına da ayıptır. Mert olan adam sahaya çıkar. Mücadele eder. Barakada 1. sınıfa başladım. Seçimi ilk kazandığımda Sayın Cumhurbaşkanının bana mektubu vardı. O da Pınarhisar’daydı. Dosya başlarken, savcılıktaki hareketler ülke gündemine düştü. Yok E imza yok ıslak imza… Özel kalem müdürünün onay tarihi itibarıyla eklemeler yapılmıştır.”
“Bu konunun dışında da Beykoz halkına verdiğimiz tüm konserler, baskılı işler hepsi soruşturma konusu yapıldı. İçişleri izin verdi. Danıştay somut net veriler olmadığı için oybirliğiyle izin vermemiştir. Aceleyle bir iddianame hazırlandığının farkındasınız. Bugün tam toplam 47 kişiyi dinlediniz. Sadece son mahkemede 10 kişi dinlediniz.”
“İddianameyi yazanlar beni yazabilir. Siz tahliye ettikten sonra Paşabahçe meydanında ben aklandım. Meydanda da buna teşekkür ettim. Duran hoca bana bir talimat vermedi Alaattin Köseler diyor. Yıldız Güneş sanki tek başına oturmuş. Her şeyi o yapıyor. Piyasa araştırması yapan 74 kişi var. Gerçekleştirme görevlisi 34 kişi var. Yıldız’ın 38 imzası var. Yıldız Güneş dönem itibarıyla Nuray Yalçıngil ile geldiğinde 8’den 11.30’a kadar kendisini dinlediğimde, bu anlattığı şeyleri neden İçişleri Müfettişine anlatmıyor. Gelen müfettiş neden seçimden sonrasına bakıyor? 78 tane eylemin 64’ü için izin istiyorsun. Örgüt yapısı içinde de özel kalem müdürünün atandığı günü yazıyorsun. Ben başta örgüt kurucusu falan değildim. Bir baktım ki örgüt olmuşuz.”
“10 BİN 200 SAATTİR TEK KİŞİLİK HÜCREDEYİM”
“18 Ağır Cezaya sormak istiyorum. Ne değişti? Benim aleyhimde bir delil var mı? Beni neden tutukladın? Ben iktidarın belediye başkanı olsam o 18 bu tutuklamadan nedenleri yazamaz. Fidan Gül diyor ki, Beykoz Sulh Ceza Hakimliğinde böyle böyle olursa nasıl olur diye sordu diyor. Yani yönlendirme yapıyor Fidan Gül’e. Aramızda husumet olabilir. Murat Miniç ile ilişkisinden dolayı başka bir belediyeye alınmasını istedim. Benim onlarla bir sıkıntım yok ki. Benim etik olmaz açısından bakıyorum.
“İçişleri Bakanlığından dönüş olmadı. Birilerinin acelesi vardı. 425 gündür Beykoz’da neler olduğunu bili
