2018 yılında Türkiye’de döviz kurlarında meydana gelen ani dalgalanmalar, büyük holdingleri derinden etkiledi. Dış borç yükü yüksek olan ve döviz geliri sınırlı şirketler, yabancı para cinsinden borçlanarak büyüdükleri için ciddi nakit akışı sorunları yaşamaya başladı. Bu durum, sermaye gruplarının borç yönetimi ve yatırım stratejilerinde önemli bir dönüşüm sürecini başlattı.
BORÇ YAPILANMALARI VE VARLIK SATIŞLARI
Devlet teşvikleri, vergi afları ve enflasyonun altında sunulan düşük faizli milyarlarca dolarlık krediler, uzun bir süre boyunca holdinglerde hızlı bir büyümeyi destekledi. Ancak 2018 yılı itibarıyla, bu desteklerin sürdüğü bir ortamda politika faizlerinin artması, şirketler üzerinde olumsuz etki yarattı.
Krizin ilk yansımaları Yıldız Holding ve Doğuş Holding’de görülmeye başlandı. Yıldız Holding, yaklaşık 6 milyar dolarlık borcunu yeniden yapılandırmak amacıyla bankalarla görüşmelere başladı ve ana faaliyet alanına odaklanmak için bazı iştiraklerini satışa çıkardı.
Doğuş Holding ise 5,8 milyar dolar borç yüküyle karşı karşıya kaldı. Turizm ve gayrimenkul alanındaki yurtdışı yatırımlar, döviz kurlarındaki artışla birlikte finansal baskı oluşturdu. Grup, Garanti Bankası’ndaki paylarını İspanyol BBVA’ya devrederek bankacılık alanındaki etkisini azalttı.
KOÇ HOLDİNG’DE SEKTÖR DEĞİŞİMİ
Koç Holding, 2018 sonrası dönemde portföyünde önemli değişiklikler gerçekleştirdi. Gıda ve düşük kârlı sektörlerden çıkış yönünde adımlar atıldı.
2024 yılında Tat Gıda’nın yüzde 49,04 hissesinin 80 milyon 915 bin 335 dolar karşılığında satılmasıyla grubun gıda üretimindeki ağırlığı azaldı.
Aynı dönemde Arçelik’in Avrupa operasyonları Whirlpool ile birleştirilerek “Beko Europe” yapısı oluşturuldu. Şirketin üretim ve satış ağı, Avrupa merkezli yeni bir yapıya taşındı.
2026 yılında Arçelik’in Hitachi ortaklığındaki hisselerini devretmesi, Asya pazarındaki varlığını daha da sınırladı. Bu durum, grubun üretim ve satış ağını Avrupa ve Afrika eksenine kaydırdığı bir yeniden yapılanma sürecini işaret etti.
SABANCI HOLDİNG: TÜTÜN SEKTÖRÜNDEN ÇIKIŞ
Sabancı Holding, 2022 yılında Philip Morris Sabancı ortaklıklarındaki yüzde 25 hissesini satarak tütün sektöründen tamamen ayrıldı. Elde edilen gelir, enerji ve teknoloji yatırımlarına yönlendirildi.
Holding ayrıca organizasyon yapısını yeniden düzenleyerek bazı iştiraklerini tek çatı altında topladı. Akbank, Enerjisa ve Brisa gibi şirketlerde dijital dönüşüm süreçleri hızlandırıldı.
ANADOLU GRUBU VE ECZACIBAŞI’NDA SATIŞLAR
Anadolu Grubu, 2020 yılında McDonald’s Türkiye lisansını devretti. Aynı dönemde Migros üzerindeki kontrolünü güçlendirme yönünde adımlar attı.
Eczacıbaşı Holding ise 2026 yılında ilaç şirketindeki yüzde 3,28’lik payını HSBC Bank PLC’ye satarak portföyündeki yabancı yatırımcı ağırlığını artırdı.
EKONOMİ YÖNETİMİNE DESTEK AÇIKLAMALARI
2018-2026 döneminde büyük holding yöneticileri, farklı ekonomi yönetimlerine yönelik destek açıklamaları yaptı. Bu açıklamalar, ekonomi politikalarına uyum mesajları içerdi.
TÜSİAD, bu süreçte hazırladığı raporlarla yapısal reform çağrılarını gündeme taşıdı. Raporlarda istihdam, dijitalleşme ve üretim yapısındaki dönüşüm konuları öne çıktı.
EKONOMİK GÖSTERGELER VE GÜVEN VERİLERİ
2026 yılı Nisan ayı itibarıyla açıklanan veriler, reel sektörde güvenin zayıfladığını gösteriyor. Hizmet ve perakende sektörlerinde güven endeksleri gerilerken, inşaat sektöründe sınırlı bir artış görüldü.
Aynı dönemde hanehalkının 12 ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 51,56 seviyesinde gerçekleşti.
YURTDIŞI YATIRIMLARINDA ARTIŞ
2024 sonu itibarıyla Türkiye’de yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yurtdışındaki doğrudan yatırım pozisyonu 60,1 milyar dolar olarak kaydedildi. Aynı yılın ilk 10 ayında yurtdışına yapılan doğrudan yatırımlar 5,4 milyar dolara ulaştı ve yatırımların 2018 sonrası artarak devam ettiği gözlemlendi.
Yatırımların büyük kısmı Hollanda, ABD ve Birleşik Krallık gibi ülkelere yöneldi. Hizmetler sektörü bu yatırımlar içinde en büyük payı aldı.
SERMAYE YURTİÇINDEN YURTDIŞINA YÖNELİYOR
2018’de başlayan ekonomik dalgalanma süreci, büyük sermaye gruplarında borç yeniden yapılandırmaları, sektör değişimleri ve varlık satışları ile devam etti. Aynı dönemde yurtdışı yatırımların artması, sermaye hareketlerinin yönünde bir değişimi işaret etti.
2026 itibarıyla tablo, büyük şirket gruplarının faaliyetlerini yeniden yapılandırırken yatırımlarını yurtdışı piyasalara kaydırdığı bir ekonomik yönelimi ortaya koyuyor.
ENDİŞE ARTIYOR
Bu değişiklikler, son günlerde artan satış haberleri ile birlikte endişe yaratmaya başladı.
Gerçekleştirilen satışlar, ekonomide enflasyonun yeniden yükselişe geçtiği, Merkez Bankası rezervlerinin önemli ölçüde düştüğü ve altın satışlarının ardından ortaya çıkan durumla birlikte, ekonomi çevrelerinde ‘sürdürülemez’ olarak nitelendirilen ekonomi politikalarının sonuna gelinmiş olabileceğine dair iddiaları güçlendirdi.
Kaynak: Cumhuriyet
