Cumhur İttifakı’ndaki uzun süredir devam eden görüş ayrılıkları ve gerilim iddiaları, son günlerde kulislerdeki sert değerlendirmelerle yeniden gündeme geldi. İktidarın iki temel ortağı olan AKP ve MHP arasındaki ilişkinin niteliği, “zoraki birliktelik” tartışmaları üzerinden tekrar sorgulanmaya başlandı. Kulislerde ortaya çıkan tablo, ittifakın ideolojik bir uyuma dayanmadığı, aksine karşılıklı mecburiyetler çerçevesinde sürdüğü yönünde. Ancak bu mecburiyetin hangi taraf için daha belirleyici olduğu konusunda önemli bir görüş ayrılığı mevcut.
AKP cephesinde yapılan yorumlarda, ittifakın devamında asıl belirleyici gücün kendilerinde olduğu ifade ediliyor. Parti içindeki bazı isimler, MHP’nin desteğinin önemli olmasına karşın vazgeçilmez olmadığı düşüncesini savunuyor. Bu görüşü benimseyenler, AKP’nin sahip olduğu seçmen tabanı, örgüt gücü ve devlet yönetimindeki etkisiyle tek başına ilerleyebilecek kapasitede olduğunu iddia ediyor. Kulislerde yer alan dikkat çekici ifadelerden biri ise şu şekilde: “İttifak dağıldığı gün ortada MHP diye bir siyasi aktörün kalması dahi şüpheli. Erdoğan yalnız kalmaz.”
MHP: ‘KİLİT AKTÖR BİZİZ’
MHP cephesinde ise durum tam tersine yorumlanıyor. Parti kulislerinde, Cumhur İttifakı’nın devamının esasen MHP’nin desteğine bağlı olduğu savunuluyor. Bu görüşe göre, mevcut siyasi dengelerde AKP’nin tek başına iktidarını sürdürebilmesi mümkün değil. MHP desteğinin çekilmesi halinde hem Meclis aritmetiğinin hem de siyasi dengelerin hızla değişeceği ifade ediliyor. MHP kulislerinde, “MHP bugün Cumhur İttifakı’ndan desteğini çekse, üç ay sonra AKP diye bir iktidar kalmaz” şeklinde değerlendirmeler yapılıyor.
KIRILGAN DENGE
İki cepheden gelen bu zıt yorumlar, ittifakın doğasına dair ilgi çekici bir tablo sunuyor. Taraflar birbirine ihtiyaç duyduğunu dolaylı olarak kabul etse de bu ihtiyacın yönü ve ağırlığı konusunda uzlaşamıyorlar. Siyasi gözlemciler, AKP’nin Meclis çoğunluğunu ve yürütme gücünü sürdürebilmek için MHP desteğine ihtiyaç duyduğunu; MHP’nin ise siyasal etkisini ve belirleyiciliğini korumak adına ittifak zeminine bağlı kaldığını belirtiyor. Bu durum, karşılıklı bağımlılık ile rekabetin iç içe geçtiği bir ilişkiye işaret ediyor. Kulislerde yer alan “Cumhur İttifakı’nda birliktelik, bir tercih değil; zoraki bir denge” değerlendirmesi de mevcut durumu özetliyor.
Kaynak: Cumhuriyet
