CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda güncel konulara dair değerlendirmelerde bulundu.
Toplantıya, ödenmeyen maaşları için 9 gündür Ankara’da Kurtuluş Parkı’nda açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçileri de katıldı.
“MÜCADELEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”
Özel’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şu şekilde:
“Cumartesi günü, genel merkezimizde 7 ayrı toplantıyla içinde bulunduğumuz süreci, seçilmiş belediye başkanlarımız ve yöneticilerimizle birlikte değerlendirdik.
Dün yaklaşık 11 saat süren PM ve MYK toplantısında gelecek süreci masaya yatırdık. Bundan sonra bir santim eğilmeden, bir kelime bile eksik konuşmadan, mücadelemizden taviz vermeden, haklılık zeminimizi koruyarak, zor günlerde birbirimize destek olarak bir mücadele yürütme kararı aldık.
“SOMA ÜZERİNDEN 12 YIL GEÇTİ, MADENCİLERİN ÇİLESİ BİTMEDİ”
AK Parti döneminde madenlerde Soma felaketi gibi 7 büyük kaza yaşandı. Son 23 yılda 35 bin işçi iş kazalarında hayatını kaybetti. Bu, sadece bir sayı değil; ardında gözyaşı döken anne-babalar, dul kalan eşler ve babasız kalan çocuklar var.
Soma üzerinden 12 yıl geçti ancak madencilerin çilesi hâlâ bitmedi. Doruk Madencilik işçileri, 9 gündür Ankara’da açlık grevi yapıyor. Ücret ve tazminat talepleri var. Neden polis, her adım attıklarında karşılarında? Adım atanı gözaltına alıyorlar. Bugün gazetelerde, Salih Yurdakul kardeşimizin cebinden çıkan alışveriş listesini gördük. ‘Bunları alamadım, eve gidemedim’ dediği fotoğrafıyla güne başladık. Bu mücadele hepimizin onur mücadelesidir.
Madencilerin ölüsü değerli, peki dirisi neden değersiz? Bu sorunu bir an önce çözün. Bu iktidar, 24 yıldır tam 23 işçi grevini sudan sebeplerle yasakladı. Anayasa, cumhurbaşkanına ‘milli güvenliği tehdit eden durumlarda’ grev yasaklama yetkisi veriyor. Yani savaştayken MKE’de bir grev çıkarsa, o zaman yasaklayabilir.
AK Parti, 386 bin maden ruhsatı dağıttı. Kendinden önceki 80 yıllık Cumhuriyet döneminde verilen ruhsat sayısı sadece 1186. Her zaman emeği sömürenlerden yana tercih yaptılar.
İşçilere hakkını vermeyen Yıldızlar SSS Holding, AK Parti döneminde 2364 maden ruhsatı aldı. Bu ruhsatlar çantada duruyor, bazılarını işletiyor, bazılarına ortak alıyor ama bu emekçilerin haklarını ödemiyor.
“24 YILDA DEVLETİ SATTILAR”
Cumhuriyetin fabrikaları ve şirketleri haraç mezat satıldı. Sümerbank, Seka, Tekel, Türk Telekom, Petkim, Tüpraş ve şeker fabrikaları gibi önemli kuruluşlar, şeffaf olmayan bir biçimde ve yandaşlara peşkeş çekildi. Cumhuriyet döneminde yapılan özelleştirmelerin yüzde 89’u, AK Parti döneminde gerçekleşti.
24 yılda devleti sattılar, 60 milyar dolar gelir elde ettiler. Bugünkü kurla bu rakam 2,7 trilyon lira. Ancak 2026’da faize ödenecek miktar da 2,7 trilyon lira. Cumhuriyetin bütün kurumlarını sattılar ve elde ettikleri parayı faize harcıyorlar.
Memleketi batıran AK Parti’nin, anasının-babasının parasını kumarda batıran hayırsız evlattan hiçbir farkı yok.
“BU İKTİDAR MİLLETE DEĞİL FAİZCİLERE ÇALIŞIYOR”
Ülkede para var ama herkes için yok; bu iktidar millete değil faizcilere çalışıyor. 2026’da toplanan her 100 liranın 26’sı faize gidecek. Yıl sonunda bu miktar 2,7 trilyon liraya ulaşacak.
Dünyada gıda enflasyonunda sondan beşinci, OECD’de sondan ikinci sırada olan ülke, üç ayda tarımsal desteklemeye 60 milyar lira ayırdı. Faize ise 2,7 milyar lira. Arada 15 katlık bir fark var. Çiftçiye verdiğinin 15 katını faizcilere veren bir iktidar ile karşı karşıyayız.
Türkiye’de bitmeyen bir ekonomik kriz var. Siyasi davalarla hukuk güvenliğini bitirdiler, yabancı yatırımcıları kaçırdılar.
“YABANCI YATIRIMCILARI KAÇIRDILAR”
19 Mart darbesinden sonra yargıya güven yüzde 18’e düştü. Diyelim yurtdışında bir yabancı yatırımcı var, ülke arıyor yatırım yapacak. Uzmanları çağırıyor, ülkeleri soruyor. Türkiye hakkında bilgi alırken ‘Uzak durun, şaka gibi bir memleket’ yanıtını alıyor.
Türkiye, şaka gibi bir yer. İstanbul’da seçim oldu, sosyal demokratlar kazandı; yapılmayan kalmadı. Seçim iptal edilip yenilendi, sosyal demokratlar daha büyük bir farkla kazandı. Bunu da hazmedemediler, seçimi kazananın 31 yıl önceki diplomasını iptal ettiler. İnsanların dededen-babadan kalma şirketlerine çöktüler ve muhalif bir kanalın kurucusunu içeri attılar, oğlunun olan kanala el koydular, haraç mezat satışa çıkardılar.
Yeni bir Adalet Bakanı var. Yatırımcının Türkiye’ye gelmesi için hukuki güvenlik zemini oluşturmak istiyoruz’ demiş. İktidar değişmiş olabilir mi, ya da hukuka inanan bir bakan atanmış olabilir mi? Danışmanları uyarıyor ve ‘O bakan her türlü hukuksuzluğu yapan kişi’ diyor. Akın Gürlek kendisi diyor. Yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelmiyor çünkü güven yok. Suçun şahsiliğini bir kenara bırakıp adamın şoförünü alıp iddianame bile yazmadan salan kim? Bu mikrobun hastalıktan şikayet etmesi gibi bir şey.
“BU ÜLKE İKİ BARIŞTAN ÇOK ÇEKTİ; BİRİ İMAR BARIŞI, İKİNCİSİ VARLIK BARIŞI…”
Batmış, bitmiş bir ekonomiyle, faizin kara deliğe dönüştüğü israf düzeniyle karşı karşıyayız. Her şeyi bilen ekonomist Erdoğan yine çözümü bulmuş, varlık barışı yapacakmış. Bu ülke iki barıştan çok çekti; biri imar barışı, diğeri varlık barışı. 8 kere çıkarıldı, dirençsiz yapılar yasallaştı ve depremde çürük yapılarda on binlerce insanımızı kaybettik. İkincisi varlık barışı, onun da 8’incisini getiriyorlar.
Tamamı Erdoğan’ın icadı. Kim getirdi, nasıl getirdi bilinemiyor; bilinen şu: Nasıl kazandıysan kazandın, önemi yok, yeter ki getir. Uyuşturucu baronu Çetin Gören, ‘Cumhurbaşkanımız deyince Hollanda’daki paramı getirdim’ demiş, uyuşturucu baronu Petrak varlık barışından yar
