1. Haberler
  2. Gündem
  3. Arkeologlardan Adalet Talebi!

Arkeologlardan Adalet Talebi!

featured
0
Paylaş

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde görev yapan arkeologlar, müze araştırmacıları, antropologlar, etnologlar ve sanat tarihçilerinden oluşan Kültürel Miras Uzmanları Platformu, mesleklerinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda açık bir şekilde tanımlanmasını, Teknik Hizmetler Sınıfı’nda A Grubu statüsüne geçirilmesini ve 4200 ek göstergeden yararlandırılmasını talep ediyor.

Geçtiğimiz yıl TBMM Dilekçe Komisyonu’na 3 bin 211 imzalı bir başvuru yapan Kültürel Miras Uzmanları Platformu, başvurunun ardından TBMM Dilekçe Komisyonu tarafından ilgili unvanların ekonomik ve mesleki mağduriyet yaşadığına dair resmi bir tespit yapıldığını belirtti. Platform üyeleri, 7 Ekim 2025 tarihinde bu kararın Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı’na iletildiğini, ancak hala bir çözüm üretilmediğini ifade ediyor.

“BAŞKA KADROLAR DAHA YÜKSEK MALİ HAKLARA SAHİP OLABİLİYOR”

Kamuda çalışan bir arkeolog, ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada yaşadıkları mağduriyeti şu şekilde dile getirdi:

“Zorunlu altyapı uygulamalarında, arkeolojik sondaj süreçlerinde, kaçak kazı dosyalarında ve teknik değerlendirmelerde rapor yazıyoruz. Vatandaşın mülkiyet hakkını etkileyen işlemlerde sorumluluk alıyoruz. Koruma kurullarına dosya hazırlıyoruz. Ancak ironik olan durum şu: 2 yıllık tekniker olarak göreve başlayan ve sonradan mühendislik eğitimini tamamlayan bir meslektaşım, benim aldığım maaştan yaklaşık 15 bin lira daha fazla kazanıyor. Üstelik benim üstlendiğim teknik sorumluluğun hiçbiri ona ait değil. Kurula dosya hazırlayan ve teknik raporu yazan benim. İmza sorumluluğu da bende ama özlük hakları bakımından geride kalan yine ben oluyorum.”

Müzelerde çalışan meslektaşlarının durumunun daha da çarpıcı olduğunu belirten arkeolog, “Binlerce tarihi eserin zimmet sorumluluğunu taşıyorlar. Kazı süreçlerinde görev alıyorlar ve kaçakçılık dosyalarında uzman görüşü sunuyorlar. Tarihi eserlerin korunması, belgelenmesi ve sorumluluğu onların omzunda. Ancak aynı kurumda, bazen yalnızca koordinat alıp mevcut hazır veriyi kullanan başka kadrolar daha yüksek mali haklara sahip olabiliyor” dedi.

“SORUNUN GERÇEK OLDUĞUNU KABUL ETTİ AMA 2026’YA GELDİK, HALA AYNI NOKTADAYIZ”

Maaş, özlük ve emeklilik haklarında diğer personele göre geride kaldıklarını vurgulayan arkeolog, “Türkiye’nin binlerce yıllık geçmişini koruyan uzmanların kendi gelecekleri konusunda bu kadar belirsizlik yaşaması gerçekten ironik. Biz geçmişi okuyoruz, toprak altındaki binlerce yıllık katmanları çözüyoruz. Medeniyetlerin yükselişini, çöküşünü ve adalet anlayışını inceliyoruz. Ancak kendi mesleğimizin uğradığı adaletsizliği anlatmakta zorlanıyoruz” diye konuştu.

Arkeologlar, 1987 yılında teknik hizmetler sınıfına alındıklarını ancak 1994 yılında 4 yıllık lisans mezunu arkeologların, teknik hizmetler içinde yanlış bir gruplandırma ile 2 yıllık teknik personelle aynı alt grupta değerlendirildiğini belirtti. “Bugünkü mağduriyetin temeli burada atıldı. Biz sahada teknik sorumluluk almaya devam ettik ama haklarımız o sorumluluğa uygun bir şekilde gelişmedi” ifadelerini kullandı.

2025 yılında TBMM Dilekçe Komisyonu’nun bu mağduriyeti açıkça tespit ettiğini belirten arkeolog, “Sorunun gerçek olduğunu kabul etti ama 2026’ya geldik, hala aynı noktadayız. Türkiye’nin geçmişini koruyan insanlar olarak kendi geleceğimiz için adalet bekliyoruz çünkü bu mesele sadece maaş değil, aynı zamanda mesleki itibar, eşitlik ve hakkaniyet meselesidir” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter