Türkiye’de iş cinayetleri gündemdeki yerini korurken, Ulaş Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Adalet Bakanlığı’nın yaşanan ölümler karşısındaki tutumunu sert sözlerle eleştirdi. Her gün en az 6 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini belirten Karasu, “Hiç kimse sorumluluktan kaçamaz” dedi.
CHP İşçi, Memur Sendikaları ve Emek Bürolarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Karasu, yaptığı yazılı açıklamada, iş sağlığı ve güvenliği alanında denetimlerin yetersiz kaldığını, Meclis’e sunduğu soru önergelerinin ise yanıtsız bırakıldığını ifade etti.
“Bir arpa boyu yol alınmadı”
Karasu, özellikle maden kazaları ve set çalışanlarının karşı karşıya kaldığı risklere dikkat çekti. Geçtiğimiz yıllarda İliç’te yaşanan maden faciasının yıl dönümünde yeni bir kazada iki işçinin daha hayatını kaybettiğini anımsatan Karasu, iş cinayetlerinin “olağanlaştırılmaya” çalışıldığını savundu.
İş sağlığı ve güvenliği konusunda yıllardır uyarılarda bulunduklarını belirten Karasu, “İktidar bu alanda bir arpa boyu yol almadı. Denetim mekanizmaları yeterince işletilmiyor. Bu ihmaller zinciri yeni facialara davetiye çıkarıyor” dedi. İş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin büyük bölümünün güvencesiz ve sendikasız çalışanlar olduğuna işaret eden Karasu, bunun çalışma hayatındaki yapısal sorunları ortaya koyduğunu dile getirdi.
İSİG verileri: “Rakam değil, hayat”
Karasu, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine atıfta bulunarak, ocak ayında en az 146 işçinin, 2025 yılı genelinde ise en az 2 bin 105 işçinin iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini aktardı. “Bu sayılar kuru bir istatistik değil; geride kalan ailelerin parçalanmış hayatlarıdır” diyen Karasu, iş cinayetlerinin “kaza” ya da “kader” olarak nitelendirilmesine tepki gösterdi.
“Bir işçi hayatını kaybediyor, buna ‘kaza’ deniliyor. Oysa bu ne kaza ne kader. Bu tablo, çalışma yaşamında yaratılan güvencesizliğin sonucudur” ifadelerini kullandı.
Set ölümü Meclis gündeminde
Karasu, Aralık ayında Rize’de bir dizi setinde çalışan Ahmet Emin Yavuk’un hayatını kaybettiği olayı da Meclis gündemine taşıdığını hatırlattı. Yavuk’un ölümüne ilişkin hem iş güvenliği denetimleri hem de adli süreçle ilgili soru işaretleri bulunduğunu belirten Karasu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun etkin uygulanıp uygulanmadığını sordu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a yönelttiği önergede, denetim sayıları, işlem yapılan işyeri sayısı ve kültür-sanat sektörüne özel bir denetim programı hazırlanıp hazırlanmadığına ilişkin sorular bulunduğunu kaydeden Karasu, bu sorulara yanıt alamadıklarını söyledi.
Adalet sürecine ilişkin olarak da dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a, şüphelilerin serbest bırakılma gerekçeleri ve savcılığın tutuklama taleplerinin neden reddedildiğine dair sorular yönelttiğini belirten Karasu, “Bu sorular da yanıtsız bırakıldı” dedi.
“Cezasızlık zinciri kırılmalı”
Yavuk’un ölümünün yalnızca adli bir vaka değil, sistemsel bir sorun olduğunu vurgulayan Karasu, iş cinayetlerinin artık bir “yönetim sorunu” haline geldiğini savundu. Denetimsizlik, güvencesizlik ve cezasızlık zincirinin kırılmadığı sürece benzer acıların yaşanmaya devam edeceğini belirten Karasu, “Ölümle sonuçlanan bu ağır olayda ihmali bulunan hiç kimse sorumluluktan kaçamaz” ifadelerini kullandı.
İki bakanlığın da Meclis denetim mekanizmasına yanıt vermemesini “hesap verebilirlik açısından vahim” olarak değerlendiren Karasu, konunun takipçisi olacaklarını ve iş cinayetlerinin üzerinin örtülmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
