Tapu Çevre Yol-İş Genel Başkanı Güven Nazmi Demiralp enerji krizine dikkat çekti
Ortadoğu’da yükselen gerilim ve petrol fiyatlarında yaşanan sert artış, küresel enerji piyasalarında yeni bir krizin habercisi olarak değerlendiriliyor. Tapu Çevre Yol-İş Genel Başkanı Güven Nazmi Demiralp, son gelişmelerin dünyaya bir gerçeği yeniden hatırlattığını belirterek, ulaşım ve mobilite alanında petrol bağımlılığından çıkışın artık kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Demiralp’e göre, son günlerde yaşanan jeopolitik gelişmeler yalnızca siyasi ve askeri sonuçlar doğurmakla kalmıyor; aynı zamanda küresel ekonomi üzerinde de ciddi etkiler yaratıyor.
Petrol fiyatlarında hızlı yükseliş
Demiralp, 28 Şubat itibarıyla ABD ve İsrail öncülüğündeki koalisyonun İran’a yönelik başlattığı saldırıların enerji piyasalarını doğrudan etkilediğini ifade ederek şunları söyledi:
“Dünya, 1973 ve 1979 yıllarında iki büyük petrol krizi yaşadı. Bugün yaşanan gelişmeler, üçüncü bir petrol krizinin kapıda olabileceğini gösteriyor. 27 Şubat Cuma günü 72 dolar seviyesinde olan Brent petrolün varil fiyatı, yalnızca bir hafta içinde 92 dolar seviyesine kadar yükseldi. Bu hızla devam ederse fiyatların kısa sürede 100 doların üzerine çıkması şaşırtıcı olmayacaktır.”
Enerji piyasalarında yaşanan bu dalgalanmanın özellikle taşımacılık ve mobilite sektörlerini doğrudan etkileyeceğini belirten Demiralp, petrol ve petrol ürünlerinin bu alanlarda temel girdi olduğuna dikkat çekti.
Küresel ekonomi için yeni bir risk
Demiralp’e göre çatışmaların uzaması durumunda petrol fiyatlarındaki artış yalnızca enerji maliyetleriyle sınırlı kalmayacak.
“Savaşın taraflarının petrol sahaları, rafineriler ve boru hatları gibi stratejik noktaları hedef alma sıklığının artması, arz güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Eğer bu süreç birkaç hafta daha aynı şekilde devam ederse dünya ekonomileri pandemi sonrası yaşanan enflasyon sarmalına yeniden girebilir. Hatta bu kez çok daha hızlı ve sert bir ekonomik dalgalanma yaşanabilir.”
“Taşımacılıkta petrolün alternatifi artık şart”
Demiralp, yaşanan gelişmelerin dünyaya bir gerçeği yeniden gösterdiğini vurguladı: Taşımacılık ve mobilite alanında petrol bağımlılığının azaltılması.
“Bugün geldiğimiz noktada petrol dışı alternatifler geliştirmek bir tercih değil, zorunluluktur. Bu noktada en gerçekçi ve uygulanabilir çözüm elektrifikasyondur. Elektrikli araçlar ve elektrik temelli ulaşım sistemleri, enerji güvenliği açısından ülkeler için önemli bir fırsat sunuyor.”
Ancak Demiralp’e göre bu dönüşüm süreci çeşitli ekonomik ve politik çıkar gruplarının etkisiyle yavaş ilerliyor.
“Köklü otomotiv kartelleri, petrol üretim ve ticaretinden büyük kazanç sağlayan güçler ve elektrifikasyon teknolojilerini yakalayamamış ülkeler bu dönüşüme açık ya da örtülü şekilde direnç gösterebiliyor.”
Türkiye için elektrikli araç çağrısı
Demiralp, Türkiye’nin elektrikli araç üretimi konusunda önemli bir adım attığını da vurguladı.
“Türkiye, yerli otomobil markasını tamamen elektrikli olarak tasarlayarak önemli bir stratejik karar aldı. Bu oldukça yerinde bir adımdır.”
Ancak elektrikli araçlara uygulanan vergi politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Demiralp, şu görüşleri dile getirdi:
“Pek çok ülke elektrikli araçları teşvik ederken Türkiye’de bu araçlara yüzde 25’e varan ÖTV uygulanması ciddi bir çelişki oluşturuyor. Ayrıca uygun fiyatlı elektrikli araçların üretildiği Çin’den ithalatın neredeyse imkânsız hale getirilmesi de bu dönüşümü yavaşlatıyor.”
Demiralp’e göre hükümetin elektrikli araç politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.
“Elektrikli araçlardaki vergi yükü mümkün olan en düşük seviyeye indirilmeli, ithalat üzerindeki kısıtlamalar da yeniden değerlendirilmelidir. Çünkü ithal dahi olsa trafikte kullanılacak her bir elektrikli araç, önümüzdeki 20-25 yıl boyunca fosil yakıt ithalatını azaltacak bir katkı anlamına gelir.”
“Enerji bağımsızlığı için elektrifikasyon şart”
Petrol ihracatçısı olmayan ülkelerin yaşanan krizlerden her zaman daha fazla etkilendiğini belirten Demiralp, özellikle Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için elektrifikasyonun stratejik önem taşıdığını vurguladı.
“Petrole bağımlılıktan ne kadar hızlı çıkılırsa o kadar iyi. Türkiye başta olmak üzere petrol ithalatçısı ülkeler, hem karbon ayak iziyle mücadele hem cari açığın kontrolü hem de enerji güvenliği açısından araç filolarını hızla elektriklendirmelidir.”
Demiralp’e göre elektriğin en önemli avantajı, ülkelerin kendi kaynaklarıyla üretilebilmesi.
“Elektrik enerjisi, neredeyse her ülkenin kendi imkânlarıyla üretebileceği bir enerji türüdür. Özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarıyla üretildiğinde sağlanan ekonomik ve çevresel fayda kat kat artmaktadır.”
“Daha fazla zaman kaybetmeden…”
Tapu Çevre Yol-İş Genel Başkanı Demiralp, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Dünya yaşanan gelişmelerle birlikte petrol bağımlılığının risklerini bir kez daha acı bir şekilde gördü. Daha fazla zaman kaybetmeden ulaşım ve mobilite alanında elektrifikasyona geçiş hızlandırılmalıdır. Çünkü uzun vadede sürdürülebilir ve güvenli tek çözüm elektriktir.”
