CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, Divriği ilçesinde OYAK’a bağlı ERMADEN AŞ tarafından yeraltı demir madeninin kapatılmasının ardından işten çıkarılan maden işçileri ve Kangal Termik Santrali’nde “küçülme” gerekçesiyle taşeron şirket Köseoğlu’ndan çıkarılan işçilerle bir araya geldi.
Kangal’da, Torku iştiraki Konya Şeker’e bağlı termik santralde işçilerle buluşan Karasu, burada santral yetkilileriyle de görüşerek 130 işçinin işsiz kaldığı santralde toplu iş sözleşmesinden doğan hakların eksik bırakıldığını, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yetersiz olduğunu ifade etti. Görüşmenin ardından emekçilerle birlikte CHP Kangal İlçe Başkanlığı’na geçerek durumu değerlendirdi.
Karasu, Divriği’ye geçerek DİSK Dev Maden-Sen öncülüğünde devam eden direnişin 78’inci gününde işçilerin kurduğu direniş çadırında işçi ve emekçilerle bir araya geldi. Divriği Belediye Başkan Vekili Cemal Bozkurt ve partililerle katıldığı ziyarette, Dev Maden Sen Genel Başkan Yardımcısı Haluk Özsoy ile işçilerin sorunları ve talepleri dinlendi. İşçiler adına yapılan açıklamada, “Ya hepimiz buradan ekmek yiyeceğiz ya da burada hiç kimse ekmek yiyemeyecek” denildi. Karasu, yaşanan sürecin yalnızca Divriği’nin değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunu olduğunu vurguladı.
“BÜTÜN BUNLAR YAPILAN YANLIŞ ÖZELLEŞTİRME POLİTİKALARININ SONUCUDUR”
Divriği’deki demir madenciliğinin stratejik bir öneme sahip olduğunu ve kuşaklar boyunca madende çalışan işçilerin emeği ile halkın ödediği bedellerle Türkiye ekonomisinin can damarı haline geldiğini belirten Karasu, bu sorunun çözümü için defalarca girişimde bulunduklarını hatırlattı. TBMM’de bu durumu gündeme getirdiğini ve şirket yetkilileriyle görüştüğünü ifade eden Karasu, şunları söyledi:
Yıllar içinde Divriği’de insanların göç ettiğini ve artık göç verebilecek bir durumu kalmadığını, bu madenin yeterince küçüldüğünü, Divriği’nin kaderine terk edilemeyeceğini defalarca gündeme getirdik. Son üç ayda 500’e yakın arkadaşımız işsiz kaldı. İlk olarak Demir Export şantiyesini kapattı, ardından Çiftay’da başlangıçta 18 işçinin işine son verildi; son olarak da Ermaden’in yeraltı madenlerinin kapatılmasıyla 220 arkadaşımız daha işinden oldu. Tüm bunlar, uygulanan yanlış özelleştirme politikalarının bir sonucudur. Bugün, madenin kapatılmasının gerekçesi olarak yurt dışından ucuz maden getirilmesi gösterilmektedir. Oysa bir ülkenin asli görevi kendi işçisini korumaktır. ABD nasıl fabrikalarını koruyorsa, kendi üreticilerini koruyorsa, bizim ülkemizin de Çin’den gelen madenlere vergi koyarak buradaki üreticiyi koruması gerekmektedir. Buradaki üretici bu durumu bahane ederek işçilerin işine son veriyor, kapının önüne koyuyor.
“İŞE EMEĞE SAHİP ÇIKMAK HEPİMİZİN BORCUDUR”
Soğuk ve zorlu hava koşullarına rağmen işçilerin hak mücadelesini sürdürmesinin büyük bir kararlılık gösterdiğini ifade eden Karasu, direniş çadırlarında emeğin onurunu ve dayanışmanın gücünü bildiklerini belirtti. İşsizliğin ve güvencesizliğin kader olarak dayatılamayacağını vurgulayan Karasu, “Ne Sivas’ın ne Divriği’nin sahipsiz olmadığını, burada yaşayan vatandaşlarımızın işine, aşına, emeğine sahip çıkmanın hepimizin bir borcu olduğunu bilmemiz gerekiyor” dedi. Her platformda işçilerin hakları için mücadele edeceklerini ve işçi alımlarında yerel çalışanların istihdamına öncelik verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.
