1. Haberler
  2. Gündem
  3. Ömer Günel’den Adalet Çağrısı!

Ömer Günel’den Adalet Çağrısı!

featured
0
Paylaş

Kuşadası’nda açılan “adalet ve dayanışma çadırı”nda, tutuklu Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel‘in Silivri’den yolladığı mektup kamuoyuyla paylaşıldı.

Günel, eşi Duygu Gül Günel tarafından okunan mektubunda şu ifadelere yer verdi:

“Değerli hemşehrilerim, mesai arkadaşlarım, yol arkadaşlarım, sevgili çocuklar, küçük dostlarım ve destek için başka şehirlerden gelen tüm dostlarım; hepinize selamlar. 41 gün aradan sonra eşime, büyük oğlum Ada’ya ikinci kez, küçük oğlum Rüzgar Ali’ye ise ilk kez sarıldım. Tarih 23 Nisan’dı, Çocuk Bayramı ve Ulusal Egemenlik Bayramı. Ne büyük bir çelişkiydi ki, millet iradesinin hiçe sayıldığı, seçilmişlerin basit iftiralarla tutuklandığı bir dönemde, çocuklarımızın bayramıydı. Ancak ben çocuklarıma sımsıkı sarılarak bayramlarını kutladım. Çünkü yanlış olan, bayramın kutlandığı o büyük gün değil, cumhuriyetin ve onun temel ilkeleri olan demokrasi ile hukuk devletinin yok sayıldığı gündü. Onlara inat, evlatlarıma gülümseyerek daha sıkı sarıldım. Bayramınız kutlu olsun.”

“Cumhuriyet’e sıkı sıkı sarılın, adaletsizliğe, yalanlara ve yoksulluğa alışmayın; çünkü alışmak en tehlikeli uyuşturucudur. Silivri’de her gün 6 gazete okuyorum ve haberleri takip ediyorum. Ülkemin adaletle imtihanına sizler gibi tanıklık ediyorum. Kuralların doğru işletilmediği, siyasilerin ve onların tetikçilerinin adamına göre uyguladığı bir ülkede adaletin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Adalete güvenin olmadığı bir ülkede ekonomik refahtan söz edemeyiz.”

“GELİNEN BU DÜZENDE SİZ DIŞARIDA BİZ İÇERİDE TUTSAĞIZ”

“Silivri’de dahi 20 bin TL ile zar zor geçinebiliyorsunuz. Isınma ücretsiz, kira yok, su ücretsiz. Ulaşım maliyeti yok, zira 4 duvar arasında yaşıyoruz. Sosyalleşme imkânı yok, kimseye bir şey ısmarlayamıyorum. İnternet hizmeti yok, maliyet sıfır. İki takım kıyafet yeterli, fazlasına ihtiyaç yok. Kitaplar için para harcamıyorum, dostlarım sağ olsun. Ayrıca bir kütüphanemiz var. Asgari yeme içme ve kantin alışverişi (meyve, çay, kahve, peynir, sebze) için haftalık harcama limiti 5 bin TL. Bu da aylık 20 bin TL yapıyor; bu miktar tam da ihtiyaçları karşılıyor. Peki, 20 bin TL emekli maaşı alan Kuşadalı hemşehrilerim ne yapıyor? Gelinen bu düzende siz dışarıda, biz içeride tutsağız. Biz neden tutsağız? Sosyal belediyecilik hizmetlerimizle sizlerin yoksulluğunu paylaştığımız için. İyi olduk, iyilik yaptık diye. Kim rahatsız oldu? Başta Aydın’daki kötü ve onun tetikçileri.”

“Bizi, beni tutsak ettiniz ama milletle olan gönül bağımızı koparabildiniz mi? Hayır. Peki, yüzde 17 ile sizin milletle gönül bağınız kaldı mı? Hayır. Yüzde 17’nin faturasını yanındaki vicdansıza kesmiş, komiksin. O bedeli sen ve tetikçilerin millet vicdanında, Allah katında ödeyeceksiniz. Aydın’daki kötüye aklını kiraya vermiş olanlar bilsin ki; kıymetli olmayacaklar. Makam mevki peşinde haksızlık ve hukuksuzluğun aparatı olanlar, isminiz ne o kötü tarafından ne de milletçe hatırlanacak. Çakma anket firmalarına anket yaptırıp, ‘yıkılmadım ayaktayım’ diye trollerini bağırttıran kötü; gel, Türkiye’nin en itibarlı 3 firmasına anket yaptıralım. Sen para vermeyi sevmezsin, almayı seversin, parasını da biz verelim. Var mısın? Sonuçlarına yüreğin yeter mi? Sende yürek var mı, yoksa hepsi mide mi?”

“SİZLERİN KARARLIĞI VE İNANCI KARŞISINDA KARANLIKLAR DAĞILACAK”

“Milletin çoğunluk oylarını alan Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel tutuklanıyor, Eşme Belediye Başkanı’nın polis başına basıyor, Aydın’daki kötünün en çok çalıştığı müteahhit Aziz İhsan Aktaş’ın tüm adli kontrolleri kaldırılıyor, Aydın’daki kötü beraat ediyor ve etrafa utanmadan ayar veriyor. Kahramanmaraş’ta çocuklarımız silahla katlediliyor, Balıkesir Kepsut İlçe Milli Eğitim Müdürü elinde silahla paylaşım yapıyor ve ‘hazır olmalıyız’ diyor. Bir eğitimci silahla neye hazır olacak? Çıplak bedenlerine ‘açız, çıplağız’ yazarak alın terinin karşılığını isteyen madenciler, soyundukları için gözaltına alınıyor. Kenti korumakla görevlendirilen devletin valisi, Gülistan’ı öldürüp yok etmekle tutuklanıyor. Vay ülkem vay. Vay hukuk vay.”

“Bu arada, hukuk devleti ilkesinin ayaklar altında çiğnendiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı, hakim teminatı ilkesinin korunmadığı bir ülkede, yargının üçüncü ayağı olan savunma mesleğinin temsilcileri ortalarda yok. 42 günde Türkiye Barolar Birliği Başkanı’nı 2 kez gördüm; Anıtkabir ziyareti ve Akbelen direnişçisi Esma Işık ziyareti. Neredesin Sayın Barolar Birliği Başkanım, neredesiniz 81 il baro başkanları? Şimdi konuşmayacaksınız da ne zaman çıkacaksınız? Anıtkabir’deki deftere ‘yurttaşlarımızı hak arayışında asla yalnız bırakmayarak, mücadeleyi sürdüreceğiz’ diye yazmışsınız. Sözü yazdınız, ya eylem? Hukukun yok sayıldığı, bağımsız yargının ve hukuk ilkelerinin ayaklar altında olduğu bir süreçte ilkesel olarak yapacaklarınız bundan mı ibaret?”

“Kıymetli dostlar; elbet bugünler geçecek, milletin, sizlerin kararlılığı ve inancı karşısında karanlıklar dağılacak. Ama dostlarımızın sessizliğini de unutmayacağız. Umut ve inancınızı kaybetmeyin. Çünkü küçük bir umuttan daha güçlü bir şey yoktur. Özgürlükte ve emekte buluşmak umuduyla.”

Kaynak: Cumhuriyet

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter