1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Gerilim

Türkiye-AB İlişkilerinde Yeni Gerilim

featured
0
Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi’ne ilişkin “mutlak butlan” kararı, parti genel merkezine polis müdahalesi ile birlikte gerginliği yeni bir seviyeye taşıdı. Bugün piyasalarda ekonomiye ek yüklerin geleceği öngörülürken, Türkiye sanayisi için kritik olan Avrupa Birliği (AB) ile olan ilişkilerde de tahribat etkileri gözlemleniyor. Uzmanlar, AB’nin hukuk ve demokrasiye dayalı, öngörülebilir bir Türkiye arayışında olduğunu belirtiyor.

Ekonomi yönetimi açısından yabancı sermaye beklentisi açısından önemli bir hedef olan AB’den birçok siyasetçi, bu kararın ardından Türkiye’ye hukukun üstünlüğü, temel haklar, çoğulculuk ve yargının bağımsızlığı konularını hatırlatmaya devam etti. Gümrük birliği anlaşmasının genişletilmesine yönelik taleplerin arttığı bir dönemde, bu uyarıların ticari ilişkilerde yeni tartışmalara yol açacağı değerlendiriliyor.

Son birkaç ayda Türkiye iş dünyası, gümrük birliğinin ötesine geçerek tam üyelik vizyonunu yeniden canlandırmak için çaba sarf ediyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Avrupa kamuoyuna ve üye ülke pazarlarına yönelik stratejik iletişim çalışmaları yürütüyor. Ticaret Bakanlığı’nın koordinasyonuyla faaliyetlerini sürdüren DEİK, Türkiye’nin tam üyeliğinin “Avrupa’nın stratejik özerkliği için zorunlu” olduğunu güçlü bir şekilde savunurken, AB’nin belirttiği kriterlerden uzak gelişmelerin ilişkilerde yeni bir güvensizlik dönemi başlatabileceğine dikkat çekiyor.

REFORM BEKLERKEN…

Paris Bosphorus Enstitüsü başkanı ve DEİK stratejik danışmanı Bahadır Kaleağası, Avrupa’nın daha güçlü bir yapıya, Türkiye’nin de dahil olduğu daha bütünleşmiş bir kıtasal perspektife ihtiyacı olduğunu ifade etti. AB ülkelerinin özellikle savunma sanayi alanında Türk şirketlerinin yer almasını tercih ettiğini belirten Kaleağası, bu tercihin jeopolitik koşullardan etkilendiğini vurguladı. Yapay zeka, ileri teknolojiler, finansal dönüşüm, enerji güvenliği ve jeopolitik kırılmalara dayanan yeni küresel düzende ilişkilerin sürdürülebilmesi için şu gerekliliklere dikkat çekti:

“Türkiye, demokrasi, kapsamlı eğitim reformu, ileri teknoloji öncelikli sanayi, verimli tarım ve sosyal kalkınma odaklı bir iç siyaset gündemi izlerse, küresel arenada hızla yükseliş gösterir.”

OTORİTERLEŞME KIRMIZI ÇİZGİ

Ekonomist Dr. Murat Kubilay, Avrupa’nın Türkiye’ye yaklaşımının güçlü bir “tampon bölge” ve lojistik koridor mantığına dayandığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iddialarının aksine, ikili ticareti hızla artıracak ve yabancı yatırımcıların Türkiye’de yeni üretim ve dağıtım tesisleri kuracağına dair bir işaret görmediğini belirten Kubilay, Türkiye’nin enerji koridoru olma potansiyelinin yanı sıra, savunma sanayi, turistik cazibe merkezleri ve Avrupa’da üretilmeyen bazı tarımsal ürünlerin temini gibi sınırlı ilişkilerin mevcut olduğunu ifade etti. Kubilay, “Avrupa’nın çıkarları açısından Türkiye’nin demokratik bir zeminde ilerlemesi zorunlu değil, ancak Rusya’daki otoriterleşme ve bunun Avrupa barış ve ekonomisi üzerindeki etkileri göz önüne alındığında, Türkiye’de de Erdoğan’ın sınırsız otoriter güç kullanımı arzu edilmez” dedi.

Kaynak: Cumhuriyet

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter