Bakırköy Belediyesinde DİSK tarafından yapılan grev sürüyor. Haftalık 40 saatin beş güne bölünmesi talebinde ısrar eden işçiler hem belediye yönetimine hem de sendika genel merkezine mesaj verdi: Kırmızı çizgilerimizin dışına imza atılmasın.
Bakırköy Belediyesinde DİSK/Genel-İş üyesi işçilerin grevi sürüyor. Günlük brüt ücretlere ilişkin teklif yanı sıra haftalık çalışma süresinin 40 saat olarak beş güne bölünmesi talebinde ısrar eden işçiler, gece yarısından bu yana belediye şantiyelerinde bekleyişini sürdürüyor. İşçiler hem belediye yönetimine hem de sendika genel merkezine net bir mesaj verdi: Kırmızı çizgilerimizin dışına imza atılmasın.

Grev alanında konuşan işçiler, DİSK/Genel-İş Genel Merkezinin, örgütlü oldukları şubeyi baypas ederek sözleşmeyi imzalama ihtimaline sert tepki gösterdi. İşçiler, “Genel merkez bizim çalışma koşullarımızı bilmiyor. Bizi bilen, bu süreci birlikte yürüttüğümüz kendi seçtiğimiz temsilcilerimiz ve şubemizdir” diyerek iradelerinin yok sayılmasına karşı çıktı.
Temizlik işleri şantiyesinde gece boyunca bekleyen işçiler, toplu iş sözleşmesinin (TİS) yalnızca ücretlerden ibaret olmadığını vurguluyor. İşçilere göre haftalık 40 saatin beş güne bölünmesi talebi, doğrudan iş güvencesi ve insanca çalışma koşulları anlamına geliyor.
İşçiler, “40 saati altı güne bölen her uygulama fiilen fazla mesainin gasbı demek. Bu yüzden bu talep bizim için tali değil, temel bir başlık” diyor. Grev alanında sık sık dile getirilen bir diğer vurgu ise şu:
“Bu sözleşme bizim hayatımız. Masada biz yokken, bizim adımıza imza atılamaz.”

Belediye yönetiminin, işçilerin 40 saatlik çalışma süresinin beş güne bölünmesi talebine karşılık olarak bu uygulamayı 2026 yılının ekim ayında hayata geçirmeyi teklif ettiği öğrenildi. İşçiler bu öneriyi, talebin fiilen ertelenmesi ve etkisizleştirilmesi olarak değerlendirerek reddetti.
İşçiler, 40 saat talebinin bugüne ilişkin bir ihtiyaç olduğunun altını çizerek, “Bugün fazla çalışıyoruz, bugün yoruluyoruz, bugün iş kazası riskiyle karşı karşıyayız. 2026’ya ertelenen bir hak, bugün için bir anlam ifade etmiyor” dedi.

İşçilere göre haftalık çalışma süresinin fiilen 43–45 saate çıkması, yalnızca fazla mesai ücretinin gaspı anlamına gelmiyor; aynı zamanda iş yükünün artması, yorgunluk ve iş kazası riskinin büyümesi demek. Özellikle temizlik işlerinde çalışan işçiler, bu koşulların sürdürülemez olduğunu vurguluyor.
İşçiler, 40 saat talebinin bu nedenle bir “teknik düzenleme” değil, doğrudan iş güvencesi meselesi olduğunu ifade ediyor:
“Bugün 40 saati kabul ettiremezsek yarın daha fazlasını dayatırlar. Bu yüzden bu çizgiyi burada çekiyoruz.”

Bakırköy Belediyesinde grev, yalnızca belediye yönetimiyle değil; işçilerin kendi söz ve karar haklarını savundukları bir mücadeleye de dönüşmüş durumda. Grev alanında işçilerin ortak talebi net: Ücretlerde sefalet dayatmasına son verilmesi, haftalık 40 saatin 5 güne bölünmesi ve bu taleplerin, işçilerin iradesi yok sayılmadan, şubeleri üzerinden yürütülmesi.
İşçiler, talepleri karşılanana kadar grevi sürdürme kararlılığında olduklarını vurguluyor.
