ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İsrail hükümetine yönelik sert çıkışları, Washington ile Tel Aviv arasındaki tansiyonun yükseldiğini bir kez daha gözler önüne serdi. ABD-İran mutabakatını reddeden ve Lübnan’daki askeri operasyonların devamını savunan İsrailli bakanlara tepki gösteren Vance, müttefiklik ilişkisini sorgulayan açıklamalarda bulundu.
Vance, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Netanyahu kabinesinden bazı kişilerin anlaşmaya saldırdıklarını ve Başkan Trump’a çok kişisel bir şekilde saldırdıklarını görüyoruz. Birincisi, Donald Trump şu anda tüm dünyada İsrail ulusuna sempati duyan tek devlet başkanıdır. Eğer ben İsrail kabinesinde olsaydı, tüm dünyada arda kalan tek güçlü müttefikime saldırmazdım. İkincisi de son üç ayda, vatanınızı koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikan elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi. İsrail’de en büyük sorunlarının Başkan Trump olduğunu düşünen herkes uyanmalı ve ülkesinin içinde bulunduğu durumun gerçekliğini görmelidir”. Bu sözlerinin ardından bir röportaj veren Vance, İsrail’e yönelik eleştirilerini “9 milyonluk bir ülkesiniz. Yaşadığınız her güvenlik sorunundan insanları öldürerek kurtulamazsınız” diyerek sürdürdü.
Kim, Ne Dedi? İsrail Cephesinden Gelen Yanıtlar
JD Vance’in açıklamaları İsrail kanadında karşılıksız kalmadı. Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, “Bizim ABD’ye sağladığımız istihbarat, sayısız Amerikan vatandaşının hayatını kurtardı” şeklinde bir savunma yaptı. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise sosyal medya platformu X üzerinden Vance’i hedef alarak, “Önerimiz şu: 21. yüzyılın Nazileriyle mücadele etmek, tıpkı ABD’nin 20. yüzyılda yaptığı gibi” ifadelerini paylaştı. Ben-Gvir ayrıca, “Bütün Lübnan yanmalı. İsrailli annelerin her bir gözyaşı için, bin Lübnanlı anne ağlamalı” diyerek gerilimi tırmandırdı.
Çatışmalar Nerede ve Nasıl Devam Ediyor?
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan bilgilere göre, ABD-İran mutabakatına rağmen İsrail ordusu önceki geceyarısı ülkenin güney kesimlerine hava saldırıları düzenledi. Bu saldırılar sonucunda en az 18 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Diğer taraftan Reuters haber ajansı, dün saat 16.00 itibarıyla İsrail ile Hizbullah arasında bir ateşkes mutabakatına varıldığını kamuoyuna duyurdu.
Neden Şimdi? Yunus Emre Erdölen’in Analizi
Hukukçu Yunus Emre Erdölen, ABD siyasetindeki bu keskin dönüşümü Cumhuriyet için yorumladı. Vance’in profilini çizen Erdölen, “Vance, Amerika’da ulusalcı dediğimiz, daha İsrail karşısında konumlanan ve bu savaşa en başından beri karşı çıkan Trumpçılardan biri. Bu yüzden bu söylem şaşırtıcı değil. Barış anlaşmasının ön anlaşması imzalanır imzalanmaz bu çıkışı yaptı. ‘Ben haklıydım, bu savaş boşunaydı ve İsrail bizi durduk yere bir savaşa sürükledi’ çıkışında bulundu” dedi.
Erdölen, bu durumun tarihsel bir önem taşıdığını belirterek şunları ekledi: “Böyle bir konuşma Amerika’da daha önce hiçbir üst düzey yetkili tarafından yapılmamış, çok tarihi bir konuşma. Yani bunu hiç kimse tahmin edemezdi. Ve şunu unutmayın: İsrail lobisinin bugüne kadar en çok yatırım yaptığı insanlar, en çok bağış yaptığı insanlar bu konuşmayı yapıyor. Bu çok acayip bir dönüşüm. Şu anda İsrail açısından çok büyük bir hezimet yaşanıyor”.
Süreç Nasıl Bir Değişim Getiriyor?
Erdölen’e göre yaşananlar, “Sistematik bir değişimin ilk günleri” olarak nitelendirilmeli. Amerikan kamuoyundaki atmosferi değerlendiren uzman, “İsrail zaten Amerika kamuoyunda demokratları tamamen kaybetti. Demokrat seçmenin yüzde 90’ı İsrail karşıtı. Cumhuriyetçi gençlerin çoğunluğu da, Charlie Kirk’ün öldürülmesinin ardından, İsrail’i suçlayacak kadar İsrail karşıtına dönüşüyor. Gazze soykırımından beri değişen hava, İran savaşıyla beraber doğrudan Amerikan halkının cebine zarar verince insanlar İsrail’e karşı tepkilerini iyice artırdı. ‘Bizim çocuklarımızı ölüme yolluyorsunuz’ gibi bir yaklaşım oluştu. Trump da, cumhuriyetçiler de bunu görerek İsrail’e destekten geri adım attı” ifadelerini kullandı.
ABD’nin bağımsızlık kutlamalarına da atıfta bulunan Erdölen, “Amerika bu yıl bağımsızlığının 250. yılını kutluyor, fakat ilk kez, gerçek anlamda İsrail’den de bağımsız olma mücadelesini başlattılar. İsrail bu masadan kaybederek ayrılıyor. Farkındaysanız anlaşmanın ilk maddesinde, ‘İran-ABD ve müttefikleri çatışmayı durduracak’ deniyor. İsrail’in imzası yok, İsrail’in anlaşma metninden haberi yok. İsrail’e tebliğ edildi bu anlaşma. İsrail’e, ‘Al bunu uygula’ dendi. Amerika İsrail’e egemen bir ülke gibi davranmadı, 51. eyalet gibi davrandı. Bu çok ilginç bir şey” tespitinde bulundu.
İsrail Lobisi Hangi Yöntemleri İzliyor?
Erdölen, İsrail lobisinin imajını kurtarmak için başvurduğu yeni stratejilere de değindi: “Mesela şu anda bir seçim sürecindeyiz. İsrail lobisinin para verdiği aday kaybettiği için, İsrail lobisi, sahte Filistinci adaylara bağış yaparak Filistin yanlısı seçmenleri bölmeye çalışıyor. Yani aslında kendisinin seçim kaybettirdiğini bildiği için, kazanmasını istemediği isimlere bağış yapıyor ki seçimi kaybetsin. İsrail uzun süredir bu savaşı kaybettiği için TikTok’u İsrail’i destekleyen aileler almak zorunda kalıyor. Halkın düşüncesi o kadar İsrail’en karşısında ki medyayı bile tekelleştirmeye çalışıyorlar. Buna rağmen işe yaramıyor”.
