1. Haberler
  2. Ekonomi
  3. Üniversite Kontenjanları 47 Bin Azaldı

Üniversite Kontenjanları 47 Bin Azaldı

featured
0
Paylaş

Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçlarının açıklanmasının ardından üniversite adayları için tercih süreci başlamış durumda. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından belirlenen takvime göre, tercih işlemleri 29 Temmuz ile 10 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Adaylar, tercih listelerinde en fazla 24 program seçebilecek.

Tercih döneminde, adayların başarı sıraları ve önceki yıllara ait taban puanları önemli bir rol oynarken, artan eğitim ve yaşam maliyetleri de karar verme sürecini etkileyen diğer bir faktör olarak öne çıkıyor. Özellikle vakıf üniversitelerinin öğrenim ücretleri, bursların koşulları, barınma olanakları ve farklı şehirlerdeki yaşam giderleri, adayların tercihlerini doğrudan şekillendiriyor.

Eğitim uzmanı Salim Ünsal’ın yaptığı değerlendirmelere göre, yükseköğretim kontenjanları bu yıl yaklaşık 794 binden 747 bine düşerek yaklaşık 47 bin kişilik bir azalma yaşandı. Bu durum, hem devlet hem de vakıf üniversitelerinde kendini gösteriyor. Kontenjan azaltımının, daha çok düşük başarı sıralarında öğrenci alan vakıf üniversitelerinde gerçekleştiği belirtilirken, hukuk, mühendislik ve diş hekimliği gibi popüler bölümlerde büyük bir değişim beklenmiyor.

Sınav için başvuran aday sayısında yaklaşık 150 bin, puanı hesaplanan aday sayısında ise 120-130 bin kişilik bir düşüş gözlemleniyor. Bu durum, kontenjan azalmasının etkisini önemli ölçüde dengelemesi bekleniyor.

Vakıf üniversiteleri, bu yıl lisans ve ön lisans programlarının ücretlerinde ortalama yüzde 31’lik bir artış yaşadı. Dört yıllık lisans programlarının ortalama ücreti, yüzde 34 artışla 428 bin 681 TL’den 573 bin 117 TL’ye yükseldi. İki yıllık ön lisans programlarının ortalaması ise yaklaşık 304 bin TL seviyesine çıktı. Programlar arasında önemli fiyat farklılıkları bulunuyor. Örneğin, Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin liste fiyatı 3 milyon 740 bin TL’ye kadar çıkabiliyor. Ancak bu fiyatların, tercih ve kurum bursları ile önemli ölçüde düşebileceği ifade ediliyor.

Bu yıl vakıf üniversiteleri, 176 bin 80 öğrenci almayı hedefliyor. Kontenjanların tamamının dolması ve ek burs verilmemesi durumunda, liste fiyatları üzerinden yaklaşık 80 milyar 376 milyon TL gelir elde edilmesi bekleniyor. Geçen yıl ise 193 bin 847 kişilik kontenjanın yalnızca 145 bin 319’u dolmuştu ve hedeflenen gelir 66 milyar 179 milyon TL yerine yaklaşık 47 milyar 16 milyon TL olarak gerçekleşmişti. Ünsal, ekonomik koşulların etkisiyle bu yıl da doluluk oranının yüzde 70-75 seviyelerinde kalacağını öngörüyor.

Vakıf üniversitelerinin 2026 kontenjanlarının dağılımında, yüzde 14’ü tam burslu, yüzde 68’i yüzde 50 indirimli, yüzde 4’ü yüzde 25 indirimli ve yüzde 13’ü ücretli öğrenciler için ayrılmış durumda. Ünsal, öğrencilerin büyük çoğunluğunun (yaklaşık üçte ikisi) yüzde 50 burslu eğitim almasının, vakıf üniversitelerinin gerçek ücret politikasını yansıttığını belirtiyor. Uzmanlar, adayların bursun hangi koşullarda geçerli olduğunu ve sonraki yıllarda yapılacak zammın hangi ücret üzerinden hesaplanacağını mutlaka öğrenmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Artan yaşam maliyetleri, öğrencilerin farklı şehirlerde üniversite okuma eğilimlerini azaltmış durumda. Özellikle İstanbul’da yaşayan aileler, başka şehirlerde devlet üniversitelerinde eğitim almanın getireceği kira, ulaşım ve yaşam giderlerini İstanbul’daki yüzde 50 burslu vakıf üniversitelerinin maliyetiyle karşılaştırıyor. İstanbul’dan üniversiteye yerleşen öğrencilerin yaklaşık yüzde 76’sının eğitimine yine İstanbul’da devam ettiği belirtiliyor.

KYK yurtları, barınma açısından en ekonomik seçenek olmayı sürdürse de, kapasitenin tüm öğrencileri karşılayamadığı ve özellikle büyükşehirlerde barınma sorununun devam ettiği ifade ediliyor.

TÜİK verileri, lisans mezunlarının kayıtlı istihdam oranının yüzde 74, ön lisans mezunlarının ise yüzde 66 seviyesinde olduğunu ortaya koyuyor. En yüksek istihdam oranı, yüzde 95 ile tıp bölümünde görülürken, tıbbı özel eğitim öğretmenliği, havacılık elektrik ve elektroniği, matematik mühendisliği ve hemşirelik gibi bölümler de üst sıralarda yer alıyor. Lisans mezunlarının ilk işe giriş süresi ortalama 14 ay, ön lisans mezunlarında ise bu süre 16 ay olarak hesaplanıyor.

Salim Ünsal, adayların tercih yaparken yalnızca puan ve başarı sırasına odaklanmamaları gerektiğini vurguluyor. Bölümün ilgi alanlarına ve yeteneklere uygun olup olmadığını değerlendirmek de önemli. Sadece açıkta kalmamak için yapılan tercihlerin, öğrencileri istemedikleri bir bölüm ve mesleğe yönlendirebileceği konusunda uyarıyor. Gerekirse bir yıl daha hazırlanmanın, uzun vadede daha doğru bir tercih olabileceğini vurguluyor. “Her programın öğrencinin zihninde bir karşılığı, hayalinde bir yeri olmalı” diyor.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter