Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında imzalanan ve savaşı bitirmeyi hedefleyen mutabakatın yankıları sürerken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ten İsrailli yetkililere çok sert bir karşılık geldi. Söz konusu anlaşma, İran’ın füze kapasitesini dizginlemediği, nükleer faaliyetlerin sonlandırılmasına dair somut bir plan sunmadığı ve İsrail’in Hizbullah’a yönelik operasyon kabiliyetini daralttığı gerekçesiyle hem ABD içinden hem de Tel Aviv yönetiminden yoğun eleştiriler alıyor.
Olayın Perde Arkasında Ne Var?
Beyaz Saray’da bir basın toplantısı düzenleyen Vance, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun anlaşmaya karşı büyük bir öfke içinde olduğu yönündeki duyumları teyit edemeyeceğini belirtti. Buna karşın, Netanyahu kabinesindeki bazı bakanların anlaşmaya ve Donald Trump’a yönelik sergilediği tutumu sert bir dille eleştirdi. “Onlara iki mesajım olurdu” diyen Vance, “Birincisi, Donald J. Trump şu anda dünyada İsrail devletine sempati duyan tek devlet lideridir” ifadelerini kullandı.
Vance Kimleri Hedef Aldı ve Ne Dedi?
Vance, İsrailli bakanlara yönelik eleştirilerini şu sözlerle derinleştirdi: “Eğer İsrail hükümetinde bir bakan olsaydım, dünyada elimde kalan son güçlü müttefike saldırmayı tercih etmezdim.” ABD’nin İsrail güvenliğindeki hayati rolüne dikkat çeken Başkan Yardımcısı, “İsrail’i koruyan savunma silahlarının üçte ikisi Amerikalıların elleriyle üretildi ve Amerikan vergi mükelleflerinin parasıyla finanse edildi” dedi. Halihazırda ABD, İsrail’e her yıl yaklaşık 4 milyar dolar tutarında askeri destek sağlıyor ve yeni bir yardım paketi için taraflar arasındaki görüşmeler devam ediyor.
Kriz Nasıl ve Neden Tırmandı?
İsrail’in güvenlik açmazlarının sorumlusunun Trump olmadığını savunan Vance, “İsrail’de herhangi biri ülkesinin en büyük sorununun ABD Başkanı olduğunu düşünüyorsa, içinde bulunduğu gerçekliğin farkına varması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Trump’ın son dönemde İsrail’e yönelik eleştirel dozunu artırması, dört ay önce İran’a karşı ortak operasyon yürüten iki müttefik arasındaki havayı bozmuştu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla küresel enerji hatlarında yaşanan sarsıntı da bölgedeki gerilimi tetikleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Süreç Ne Zaman Kritik Bir Hal Aldı?
Anlaşmanın İsrail çıkarlarına aykırı olduğunu düşünen üst düzey İsrailli yetkililer, Reuters’a yaptıkları açıklamalarda İran’ın balistik füze gücü ve nükleer programına dair kaygıların giderilmediğini savundu. Donald Trump ise Fransa’daki G7 Zirvesi’nin bitiminde, Netanyahu’nun Hizbullah karşısında “daha yumuşak bir yaklaşım” sergileyebileceğini söyleyerek İsrail’in endişelerini önemsemediğini ima etti.
Mutabakat sonrası sessizliğini bozan Netanyahu, ABD ile bağların stratejik önemine vurgu yapsa da, İsrail’in kuzeyinde güvenliği tesis etmek için Güney Lübnan’daki askeri varlıklarını koruyacaklarını beyan etti. İsrail ordusunun perşembe günü paylaştığı güncel harita, Lübnan’daki kontrol sahasının genişletildiğini ve operasyonların bu bölgenin ötesine de uzanabileceğini göstererek ABD-İran anlaşmasının temel mantığına meydan okudu.
Karşılıklı Sert İfadeler
İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, askerlerin Lübnan’da kalacağını savunarak anlaşmaya en sert muhalefeti yapan isim oldu. Vance ise bir röportajında Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’e seslenerek, “Öneriniz tam olarak nedir? Dokuz milyon nüfuslu bir ülkesiniz. Karşılaştığınız her ulusal güvenlik sorununu öldürerek çözemeyeceğinizi anlamanız gerekiyor” dedi.
Ben-Gvir’in bu sözlere yanıtı X platformu üzerinden gecikmedi: “Öneri çok açık. 21. yüzyılın Nazileriyle, ABD’nin 20. yüzyılın Nazileriyle mücadele ettiği şekilde mücadele etmek.” Tartışmaların odağındaki Trump ise sosyal medya hesabından sükunet çağrısı yaparak, “Lübnan, Hizbullah ve İsrail dahil tüm cephelerde tam bir ateşkes bekliyoruz” mesajını paylaştı.
